Türkiye'de Sosyal Konut Gerçeği

Neredeyse ömrümüzün yarısı evlerimizde geçiyor. Evlerimiz huzur bulma ve dinlenme yuvalarımız.  Atalarımız da “dünyada mekan, ahirette iman” diyerek meskenin önemini ne güzel ifade etmiştir. Ailenin devamlı ve kuvvetli olabilmesi için de mutlaka mekana ihtiyaç vardır.  Ancak nüfusumuzun bir kısmı maalesef sağlıklı bir mekana sahip değil. Barakalarda, köprü altlarında, karton evlerde, teneke evlerde, çadırlarda, kısaca uygun olmayan ortamlarda yaşayan insanlarımız var. Bu insanlarımız maalesef sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.  

Bu gidişata son verme adına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı TOKİ ile “Sosyal Konut Yapım Protokolü” imzalamıştır. Bu protokol ile sosyal güvenceden yoksul ve yardıma muhtaç durumdaki vatandaşlara yönelik geri ödemeli olarak konut sağlanması amaçlanmıştır.  Bu proje ile ilk etapta ülke genelinde yaklaşık 40.000 adet konut yapılması planlanmış, proje kapsamında 2023 yılına kadar 100.000 adet konut yapılması hedeflenmiştir.  Konutların 1+1 ve 2+1 olması öngörülmüştür. 

Projenin amacı; yoksul ve yardıma muhtaç vatandaşların en temel ve zaruri ihtiyaçlarından birisi olan barınma ihtiyacının karşılanması ve onlara insanca yaşam standartları çerçevesinde “barınma” imkanı sunulması olarak belirlenmiştir. Bu projeden yararlananlar 3294 sayılı kanun kapsamındaki vatandaşlardan seçilmişlerdir. Yani belli bir gelir düzeyinin altında olma şartına sahip olanlar ile engelli vatandaşlarımız bu projeden yararlanmışlardır. Bu projeden yararlananlar proje başlangıcında hiçbir bedel ödememişlerdir. Hak sahipleri dairelerinin anahtarlarını teslim alıp, dairesinde oturmaya başladıktan 7 ay sonra konut bedelini geri ödemeye başlayacaklardır. Geri ödeme 1+1 konutlar için aylık 100 TL, 2+1 konutlar için ise aylık 130 TL olarak belirlenmiştir. Geri ödemeler 270 ayda tamamlanacaktır. Bu süre içerisinde ödemelerde herhangi bir artış olmayacaktır. Hak sahipleri borçlarının tamamını ödeseler bile 10 yıl geçmedikçe konutları bir başkasına devredemeyecek ve kiraya veremeyeceklerdir.

Bugün itibari ile ilk etapta planlanan yaklaşık 40.000 adet konutun bir kısmı tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmiş, bir kısmının ise inşaat çalışmaları hızla devam etmektedir.  

“Sosyal Konut Projesi” sosyal devletin gereklerinden birini yerine getirmiş olması sebebiyle her türlü takdire şayan bir proje.  Daha düne kadar bir top A-4 kağıdına ihtiyaç duyan devlet, bu gün nerede ise bedelsiz bir şekilde ev yapıp ihtiyaç sahibi vatandaşına veriyor.  

Sosyal Konutlarda yaşamaya başlayan insanlarımızın çok büyük bir kısmı hayatlarında ilk defa kaloriferle, ilk defa klozetle, ilk defa sıcak banyoyla tanıştılar. İlk defa bir mekanda, bir sıcak yuvada yaşamanın hazzını tattılar. İlk defa hep birlikte ortak yaşam kültürünü yaşamaya başladılar.  

Sosyal Konutlar Timtaş Yönetim’in Emin Ellerinde

Ülke genelinde birçok özel projenin yönetim hizmetini başarı ile sürdüren Timtaş Yönetim, Sosyal Konutların Site Yönetim Hizmetlerinde de lider konumda. Doğudan batıya, kuzeyden güneye ülkenin dört bir tarafındaki sosyal konutların yönetim hizmetini başarı ile yürüten Timtaş Yönetim sahada hak sahiplerinin dertlerine derman olup sıkıntılarını çözerken resmiyet anlamında da Valilikler ve Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakıflarına çözüm ortağı olmaktadır. 

Timtaş Yönetim Konya Meram (800 konut), Adana Akkuyu (848 konut),  Adana Suluca (912 konut), Kırıkkale Yahşiyan (448 konut), Ankara Kusunlar (1.176 konut).  Bilecik (144 konut),  Yozgat (538 konut), Bursa Yenişehir (216 konut), Bursa Gürsu (160 konut),  Amasya Fındıklı (268 konut), Kocaeli Arızlı (396 konut),  Trabzon Yıldızlı (396 konut),  İstanbul Şile (88 konut), Bayburt (340 konut), Tekirdağ (128 konut), Kahramanmaraş (732 konut), Kars (672 konut) Tunceli (260 konut) olmak üzere toplamda 8.522 sosyal konutun yönetim hizmetini başarı ile yürütmüş/yürütmeye devam etmektedir. 

Hak Sahipleri Daha Dikkatlice Tespit Edilmeli

Hak sahipleri tespit edilirken çok daha dikkatlice davranmalı, titizlikle inceleme yapılmalıdır. Projenin amacına ulaşması için bu gerçekten önemli. Bugün maalesef bazı projelerde sosyal konutu hiç hak etmeyen ve kendince uyanık geçinen bazı zavallılar gerçek ihtiyaç sahiplerinin haklarını gasp etmiş durumdalar. 

Hak Sahipleri Tecrit Edilmemeli

Genellikle TOKİ Projeleri ve Sosyal Konutlar bulundukları illerde yerleşim yerlerinin hemen dışına yapılmaktadır. Proje sahaları imara yeni açılan bölgelerden oluşmaktadır. Bu nedenle birtakım hizmetlerin buralara ulaşması zaman almaktadır. En büyük sorunların başında alış-veriş, pazar, market gibi günlük ihtiyaçların karşılanması ile şehir merkezine ulaşım gelmektedir. Eğitim ve sağlık hizmetlerini de unutmamak gerekir. Bu kapsamda en büyük iş ilgili belediyelere düşmektedir. Özellikle otobüs ve dolmuş hizmetlerinin bir an evvel bu sahalara ulaştırılması ciddi bir önem taşımaktadır. Projenin şehirden uzak olması ve birtakım nedenlerden dolayı burada yaşayan hak sahipleri zaman zaman kendilerini sanki toplumdan tecrit edilmiş gibi hissetmektedirler. Bu kapsamda buradaki vatandaşlarımızın toplumdan kopmamaları adına ilgili birimlerce gerekli çalışmalar yapılmalı, tedbirler alınmalıdır. 

Hak Sahiplerinin Beklentileri 

Yıllardır birçok ihtiyacını devletten karşılayan hak sahipleri sosyal konutlardaki her türlü giderin de devlet tarafından karşılanmasını talep ediyorlar. Özellikle ısınma giderleri başta olmak üzere aidat, elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından ödenmesini istiyorlar. Ayrıca daire küçüklüğünden şikayetçi olup, daha büyük daire talep ediyorlar. Günlük yaşamın daha rahat olması için dairelerine mutlaka balkon yapılmasını istiyorlar.  Yine bunun yanında site etrafının bahçe duvarı ile çevrilmesini,  güvenlik kamerası yapılmasını, sosyal donatıların artırılmasını da talep ediyorlar. 

1+1 Konutlar Aile Yaşantısına Uygun Değil

1+1 konutlar 42 m2. Büyüklüğünün belki çok büyük bir önemi yok. Ama maalesef bu daire tipi toplumumuzun aile yapısına uygun değildir. Bu projeden yararlananlar genellikle çocuklu aileler. 1+1 konutta çocuklu bir ailenin yaşaması gerçekten zor. Zor olduğu kadar da toplumumuzun manevi değerleri ile örtüşmüyor. Mümkünse bu projenin biraz daha rehabilite edilip, toplumun değer yargılarına uygun, ailelerin yaşayabileceği şekle dönüştürülmesi gerekmektedir.    

Projede Yaşanan Sosyal Sorunlar

Sosyal Konutlardan daire alan hak sahipleri birbirlerinden farklı ve değişik kesimlerden gelmekteler. Belki de % 90’ a varan çok ciddi bir bölümü gerçekten ihtiyaç sahibi, tertemiz insanlar. Ancak küçük bir bölümü var ki, sormayın.  İçlerinde terör, esrar, fuhuş gibi birçok suça karışmış insanlar var. Oranları düşük olmasına karşın bu kişiler maalesef orada hayatı çekilmez hale getiriyorlar. Özellikle fuhuş yüksek oranda görülüyor. Birçok sosyal konutta ciddi anlamda fuhuş suçu işleniyor. Evler randevu evi gibi kullanılıyor. Bu gerçekten kabullenilmesi zor bir durum. Ama maalesef ciddi bir yaptırımı da yok. Çünkü eylem nerede ise suç değil. Resmiyete girdiği zaman taraflar birbirlerini misafir olarak tanıtıyorlar. Ama günlük yaşamda o sitede yaşayan tertemiz aileler ciddi ölçüde rahatsızlık duyuyorlar. Aile düzenleri, çocukların gelişimi olumsuz şekilde etkileniyor. 

Ortak Yaşamdaki Sorunlar

Sosyal Konutlardaki konut alıcıları ilk defa ortak yaşamla karşılaştılar. Büyük bir kısmı daha serbest bir ortamdan, müstakil evlerden geldikleri için ortak yaşama adapte olmakta zorluk çekmekteler. Koridorlarda mangal yakanlara, klozetlere kıyafet vs. atanlara,  peyzaj alanındaki çardağın ahşap lambrisini söküp odun yapanlara, peyzaj alanlarına sebze dikenlere, ortak alanlarda ateş yakıp çamaşır yıkayanlara, koridorlarda halı yıkayanlara, klozeti kullanamadığı için tuvaletini peyzaj alanlarına ve sığınıklara-koridorlara yapanlara,  çocuklarını sokaklarda banyo yaptıranlara, yemeğini koridorlarda ve peyzaj alanlarında pişirenlere, her türlü eşyasını koridorlara bırakanlara, ortak alanlara zarar verenlere, ortak alanlarda koyun, keçi, tavuk vb. hayvan besleyenlere, at arabalarının atlarını yeşil alanlara bağlayıp besleyenlere her an rastlamanız mümkün. Çünkü ortak yaşam kültürü yok. Ortak yaşamın gerektirdiği şartların yerine getirilmemesi nedeniyle de ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Bu konuda zamana ihtiyaç var.

Aidat mı, O da Ne

Aidat Sosyal konutlarda yaşayan insanlar için ciddi bir sorun. Bir lüks. Yeni tanıştıkları bir olgu. Ama bu konutlarla statü olarak sınıf atladıkları için de çok mutlular. Günlük çöplerin alınması, blok temizliklerinin yapılması, çevre temizliklerinin yapılması, peyzaj bakımlarının yapılması insanları ziyadesi ile mutlu ediyor. Kendilerinin de bu ülkede bir değerlerinin olduğunu hissettiriyor. Her şey güzel ancak aidat ciddi bir problem. Tüm yukarıda belirtilen hizmetler yapılsın, hatta daha çoğu yapılsın, ama aidat diye bir şey olmasın. Aidatı da devlet ödesin. Beklenti bu. Ama sosyal konut alıcıları da zamanla bu olguya alışmaya başlıyorlar.  

En Büyük Sorun: Isıtma!

Sosyal Konut projelerinin en büyük sorunlarından birincisi ısıtma. Sosyal Konutlar ya doğalgaz ya da kömürle ısıtılıyor.  Ama her ikisinde de merkezi ısıtma sistemi mevcut. Yani tüm bloklar tek merkezden ısıtılıyor. Bu da en büyük problemi beraberinde getiriyor. Dairelerin birçoğu boş. Merkezi sistem olduğu için boş daireler de ısıtılıyor. Boş dairelerin parası ödenmediği için yakıt bedellerinin tam manası ile toplanması mümkün olmuyor. Bu durumda ısıtma bedeli ödeyen konut alıcıları da ödememe eğilimi gösteriyor. Yine mecburi ısıtma olduğu için birçok konut alıcısı toplum psikolojisi ve mahalle baskısı nedeni ile ısıtma bedelini ödemekten kaçınıyorlar. Beklenti ısıtma bedellerinin devlet tarafından karşılanması. Her kış dönemi sonunda ciddi anlamda bir yakıt borcu vakıf müdürlüklerinin ve yönetimin karşısına çıkıyor. Bu gerçekten ciddi bir problem. Bu problemi çözmenin tek yolu var. Tüm dairelerin bireysel olarak ısıtılması. Birçok projede doğalgaz mevcut. Doğalgazın merkezi sistem olmasından ziyade bireysel olarak tesis edilmesi. Bu durumda ısıtma sorun olmaktan çıkacaktır. En canlı örnek. Yurdumuzun herhangi bir yerindeki sosyal konut projesinde bu günü kadar evinin borcundan dolayı elektrik ve suyu kesilmiş bir daire bulamazsınız. Çünkü herkesin aboneliği şahsi. Hak sahibi biliyor ki; ödeme yapmazsa elektrik ya da suyu kesilecek.

Ölü Yatırım: Sosyal Tesisler

Her sosyal konut projesinde kapsamında bir sosyal tesis bulunuyor. Ama bugün itibari ile bu sosyal tesislerin hiçbirisi kullanılamıyor. Boş kalan sosyal tesisler tinercilerin, balicilerin mekanı oluyor. Kısa sürede camlar kırılıyor. Devletin milyonlarca lirası heba oluyor. Kısa süre sonra bu sosyal tesisler çürümeye, yok olmaya mahkum oluyorlar. Sosyal tesislerin kullanımı ile ilgili ihtiyaca yönelik bir planlama ve çalışma yapılması ya da orada yaşayan insanların günlük ihtiyaçlarına yönelik tesisler yapılması daha uygun olacaktır.

Sahibinden Kiralık, Kelepir Daire!

Sosyal Konutlarda ciddi oranda boş daire var. Bunlardan az bir kısmı henüz hak sahiplerine teslim edilememiş konutlar. Henüz çekilişi yapılmamış daireler. Ama bunun ötesinde ciddi anlamda boş daireler var. Hak sahibi anahtarını almış, 

penceresine perdesini çekmiş, daireyi kullanmıyor. Kendince birçok gerekçesi var. Konutların şehre uzaklığı, okula giden çocuklar, vs. Ama en büyük problem bu şahıslar tarafından bu evlerin yatırım için alınmış olması. Vatandaşın sosyal konuta ihtiyacı yok. İmkanlar da çok güzel, bir şekilde bu projeye kendi şartları da uygun. Evi alıp yatırım için bir kenarda bekletiyor. Orada oturmaması da yine 

birçok problemi beraberinde getiriyor. Bu şahıslardan 

kendini aşan ciddi oranda bir kısmı da bu sosyal konutları kiraya veriyorlar. Hatta dairelerini satanlar bile var. Devletten 100 TL taksitle aldığı daireyi 200-300 TL kiraya verenler var. Evini garsoniyer olarak günlük kiralayanlar bile var.  

En Zor Görev SYDV’lerde

Hiç kuşkusuz ‘Sosyal Konut Projeleri’nde en büyük problemi yaşayan, tüm sıkıntıyı çeken Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları.  Çünkü bu projenin uygulayıcısı onlar. Hak sahiplerini tespit eden onlar. Çıkan problemleri çözmesi gereken de onlar. Her türlü soruna çözüm bulması gereken de onlar. Ancak onlar da bu anlamda kısıtlı imkanlar ve mevzuat engeli nedeni ile zor durumdalar. Aslında konut alıcıları ile yapılan satış vaadi sözleşmesi çok açık. Yönergeler belli. Ama uygulamada zorluklar var. Sözleşmeye aykırı olarak evini kullanmayan, evini kiraya veren, evini gayri ahlaki olarak kullananlar hakkında yapılması gereken işlem belli. Sözleşmenin iptali. Ama bugüne kadar böyle bir adım maalesef atılamadı. Atılan adımlar da hep havada kaldı. Maalesef herkesin cebinde bölge milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve hatta bakanların telefonları var. En ufacık bir olayda işgüzar hak sahiplerimiz birilerine ulaşıp çok güzel bir şekilde pireyi deve yapabiliyorlar. Karşı taraf da olayı anlamadan dinlemeden hükmü verip vatandaşı mağdur etmeyelim diyebiliyor. Doğru, vatandaşımızı mağdur etmeyelim. Vatandaşımıza devlet olarak ne kadar hizmet etsek azdır. Vatandaşımız her türlü hizmete de layıktır. Devletin asli işi de budur zaten. Bunda hiç kimsenin şüphesi yok. Ancak sosyal konuttan daire alan hak sahibi vatandaşımız aldığı bu daireyi kendisine ihtiyaç olmadığı için 200-300 TL’ ye kiraya veriyorsa, evini gayri ahlaki olarak günlük garsoniyer evi olarak kiraya veriyorsa, eve giren çıkan belli olmuyorsa, evini ihtiyacım yok sadece yatırım için aldım diyor ve evinde oturmuyorsa, evini ciddi bir bedelle bir başkasına satıyorsa, etrafındaki komşularına değişik sebeplerle hayatı çekilmez yapıyorsa, sitenin ortak mahallerine zarar veriyorsa neyleyim böyle fakir, fukarayı. Devletin şefkatli eli ne kadar olmalı ise, bir diğer taraftan da yaptırımlar uygulanmalı. Satış vaadi sözleşmesinde yer alan hükümlülükler ve diğer yasal yükümlülükler bilfiil uygulanmalı ki; bu proje gerçekten hedefine ulaşsın. Aksi halde bu projelerde yaşanan sıkıntılar önümüzdeki dönemlerde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracak.